22 Ocak 2014 Çarşamba

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ: ÖZET



EĞİTİM BİLİMİ
EĞİTİM PSİKOLOJİSİ
1– Eğitim psikolojisi; Psikolojinin bulgularının bireyin eğitiminde nasıl kullanılacağını araştıran bir psikoloji dalıdır. Dört alanda derinliğine araştırmalar yaparak eğitime katkıda bulunur.
a) Öğrencinin gelişimi ve tanınması
b) Öğrenciye elverişli ortamın hazırlanması
c) Öğrenmenin gerçekleştirilmesi
d) Öğrenilenlerin değerlendirilmesi
2 – Eğitim psikolojisinin bilgi toplama yöntemleri nelerdir?
Eğitim psikolojisinin en çok kullanıldığı yöntemler: deney, bağıntısal ve olay incelenmesi yöntemleridir.
3 – Gelişimin öğeleri nelerdir?
Yaşamı boyunca insan, sürekli gelişme içindedir. Gelişimin öğeleri ile öğrenmenin öğeleri benzerlik gösterir. Gelişimin öğeleri şunlardır: Çevre, kalıtım ve kişilik.
4 – Gelişimin niteliği nedir?
Gelişim kavramı, büyüme, olgunlaşma, hazır bulunuşluk ve öğrenme kavramlarını içeren geniş sınırlı bir kavramdır. Büyüme, bedenin boy ve ağırlık yönünden artışına denir. Olgunlaşma ise, bireyin bir işi yapabilecek düzeye ulaşmasıdır. Hazır bulunuşluk, olgunlaşmadan daha geniş sınırlı bir kavramdır. Gelişim ise bireyin hem nicelik hem de nitelik yönünden belli düzeylere ulaşmasıdır.
5 – Gelişim çağları ve görevleri nelerdir?
a) Doğum öncesi çağ: (Ananın döl yatağında geçen ortalama 280 gün)
b) Okul öncesi çağ: (0-2 yaş bebeklik çağı, 2-6 yaş birinci çocukluk çağı)
c) Temel eğitim çağı: (6-10, 12 yaşlar arası ikinci çocukluk çağı, 12-13, 14 yaşlar arası erinlik çağı)
d) Orta öğretim çağı: (13-17 yaş arası ilk ergenlik çağı, 17-21 yaş arası son ergenlik çağı)
6 – Bedensel gelişim nedir?
Bedenin, ağırlıkça artması ve boyca uzaması yanında bedeni oluşturan tüm alt sistemlerin de büyümesini, olgunlaşmasını içerir. Birey, döllenmeden doğuşuna ve doğuşundan okul çağına kadar bedensel gelişimin genel çizgileriyle büyük bir kesimini tamamlar. Doğum öncesi gelişim, kalıtımın ve çevrenin etkisi altındadır. Doğum öncesi çağın gelişim bozukluklarının çocuğun ileriki yıllarda gelişimini de etkilediği görülmektedir.
7 – Devimsel gelişim nedir?
Bireyin organlarının işleyişini, denetimi altına almada gösterdiği becerikliliğin artmasıdır.
Birey, devinimi için gerekli temel becerilerin tümünü okula başlamadan kazanır.
Okula başlayan öğrenciler arasında devimsel gelişim bakımından büyük bireysel ayrılıklar görülür.
8 – Zekânın niteliği nedir?
Zekâ, bireyin tüm zihinsel güçlerini anlatan bir kavramdır. Zekânın niteliğini tanımak için çeşitli kuramlar ortaya konmuştur. Bunlar;
· İki etmen kuramı
· Çok etmen kuramları
· Küme etmen kuramı
· Zekâda uyum kuramı
İnsanın ne ölçüde bir zihin gücü ile doğduğunu ölçmek, pratikte olanaklı değildir. Çocuğun zihinsel gücü onun davranışlarına bakılarak tanınmaya çalışılır.
9 – Duygusal gelişim nedir?
Birey, çevresiyle etkileşimi sırasında az ya da çok, haz ve elem yönünden bir duygunun içindedir. Dış ya da iç çevreden gelen etkilerin, bireyde haz ya da elem türünden izlenimler yaratmalarına duygu diyoruz. Bireyin davranışlarına daha yeğin etkide bulunan kamçılanmış, yeğin ve güçlü duyguya ise coşku denir. Diğer alanlarda olduğu gibi duygusal gelişimde de büyük bireysel ayrılıklar vardır. Aşağılık duygusu, huysuzluk, saplantı, sinirlilik, aşırı duygusallık, duygusal hamlık, psikomatik rahatsızlıklar istenmeyen duygulardır.
10 – Cinsel gelişim nedir?
Bireyin cinsel büyümesi, cinsel büyümesine karşı sağlıklı tutum takınması, cinsel sorunlarını yenebilmesi ve olumsuz cinsel dürtülerin denetim altına alınabilmesinde bilgili ve becerikli olması cinsel gelişimi tanımlar.
11 – Toplumsal gelişim nedir?
Bireyin, aile, toplum, sokak, işyeri ve benzerleri yerlerde başkaları ile iyi ilişkiler kurmasında; toplumsal kurallara uymasında; toplumsal kuralları geliştirmesinde; kamu görevlerini yapmasında ve haklarını kullanmasında toplumsal gelişimin etkisi vardır. Bireyin ne olduğu, ne olmak istediği ve çevresince nasıl tanındığı konularındaki bilimselliğe benlik, bireyin kendi kümesi ya da kültürü içinde yaşayanlar gibi davranmayı öğrenmesine toplumsallaşma diyoruz.
12 – Törel gelişim nedir?
Bireyin ilk yaşlarından başlayarak yaşamı boyunca, iyi ve doğru davranışları öğrenerek yapmasıdır.
Toplumca benimsenmiş, yerleşmiş eylem ve yaşama biçimlerinin, kurallarının, görenek ve geleneklerinin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların tümüne töre, bu konularda istenen davranışlara ise, törel davranışlar denir.
13 – Bireyin öğrenme çevresi nedir?
Öğrenme bir çevrede oluşur. Çevre ise, bir öğrenci için, yalnız okul değildir. Öğrencinin kişiliğinin gelişiminde ve öğrenmesinde, aile çevresi diğer çevrelerden daha yüksek bir güce sahiptir.
Öğrencinin eğitiminde en önemli çevre etmeni öğretmendir. İyi bir öğretmen, yeri geldiğinde öğrencinin gözünde ana babadan ve tüm diğer kişilerden daha üstün tutulmaktadır.
Birey, güdülerini doyurması sırasında çoğu kez çevresinden gelen engellerle karşılaşır. Bireyin, güdülerini doyurup dengeye ulaşması için, bu engelleri yenmesi gerekir. Engellerin yenilmesi bir sorun çözme eylemidir. Böyle bir süreç ise çevreye uyum çabasıdır.
Sınıfın, öğrenmeye elverişli bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Sınıftaki öğrenme ortamının iki yönü vardır. Birincisi fiziksel çevre, ikincisi ise psikolojik çevredir.
14 – Öğretmenin niteliği nedir?
Birey, yaşayabilmek için gerekli tüm davranışları öğrenmek zorundadır. Bireyin öğrenmesi, yaşam boyu sürdürülen bir oluşumdur.
İnsanın nasıl öğrendiği hakkında değişik görüşler, kuramlar vardır.
Bireyin bedensel ve düşünsel bir çaba göstererek bir işi kolaylıkla ve ustalıkla yapabilmesine beceri denir. Becerilerin kökeni devimsel gelişimdir.
Çoklu Zeka Kuramı :
Çoklu zeka kuramı Howard Gardner geliştirmiştir.
SAT ( (Scholastic Aptilude Test ) üniversite eğitimi için gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadığını gösteren bir testtir.
Gardner’e göre zeka : problem çözme kapasitesi ya da değerli bir veya birden çok kültürel yapı ürününe şekil vermektir.
Gardner. Çoklu zeka kuramında temelinde biyolojik ve kültürel boyutların olduğunu savunur.
Amstrong’a göre zeka gelişmelerini etkileye çevresel faktörler
1. Kaynaklara ulaşım şansı
2. Tarihsel ve kültürel faktörler
ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ
_Öğrenme her zaman belli bir durum karşısında kazanılan deneyim sonucu davranışlarda sistematik bir değişiklik olmasını gerektirir.
_Öğrenme süreklidir. Öğretmenlerin en etkili oldukları alan öğrenmedir.
_Öğrenme kuramları : Belli fikirlerin önceden tasarlanmış plana uygun olarak yaşama geçirilmesini sağlayan plandır.
Kuram hareket için temel alına izlene yoldur.
ÖĞRENME KURAMLARI
Davranışcı kuramlar
Bağlantı kuramı
Diğer bazı kuramlar
Bilişsel kuramlar
Gestalt Kuramı
Alan kuramı
DİĞER BAZI KURAMLAR
Bilgiyi işleme kuramı
Sosyal öğrenme kuramı
Çoklu zeka kuramı
Yapıladırmacılık
Beyin temelli öğrenme
_Öğrenmeyi uyarıcı ve tepki arasındaki bağla açıklamaya çalışan davranışçı kuramlar ile bireyin çevresi hakkındaki bilişleriyle ilgilenen bilişsel kuralar ana kuramlardır.
_Davranışçı kuramlar : öğrenmenin uyarıcı ile davranış arasında bir bağ kurularak geliştiğini ve pekiştirme yoluyla davranış değiştirmenin gerçekleştiğini kabul eder.
Davranışçılar öğrenmeyi mekanik bir süreç olarak ele alırlar.
_Bu öğretimin ilkeleri:
yaparak öğrenme
pekiştirme
Tekrar
Güdülenme
_Kuram öncüleri: I.Pavlov, J:B Watson E:L Thorndike E:R: Guthrie ve B:F Skinner
_Deneylerde
_zil nötr uyarıcıdır. Yani tepkiye yol açmayan uyarıcı.
_Et tozu şartsız uyarıcı, yani organizma için doğal olan ve tepkiyi otomatik olarak meydana getiren uyarıcı.
_Salya salgısı şartsız tepkidir. Yani organizmanın isteksiz olarak gösterdiği normal bir tepkidir.
_Watson davranışı kas faaliyetleri olarak tanımlar. Davranış çevreye uymak için bir eylemdir der.
_Sonunculuk ilkesi: Organizma belli bir durumda son olarak hangi davranışı göstermişse aynı durumla tekrar karşılaştığında aynı davranışı gösterme eğilimindedir.
_Klasik koşullanma kavramları:
1.Genelleme:
2.Geçiş: önceki öğrenmelerdir.
3.Ayırt etme: farkında olma
4.Deneysel çözülme: sönme olayıdır.
5.Kendiliğinden geri gelme: sönen davranışlar bir süre sonra yeniden canlanır.
_Klasik koşullanma herhangi bir şeyin bağımlılığı ile ilgili terapilerde ya da davranış bozukluklarının terapisi esnasında olumsuz davranışın söndürülmesinde kullanılır.
_Edimsel koşullanma : Skinner ortaya koymuştur. Pekiştirme ve ceza olmak üzere iki öğesi vardır.
_Pekiştirme: istenilen ve istenilmeye davranışların oluşturulması için uyarım ve tepkinin birbirine bağlanmasını amaçlayan işleme denir. Bu işlemin araçlarına pekiştireç denir. Olumlu ve olumsuz diye ikiye ayrılır.
_Olumlu pekiştireç: ortama konulduğunda belirli bir davranışı yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır.
_Olumsuz pekiştireç: ortamdan çıkarıldığında belirli bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcılardır.
_Ceza: organizmaya istediği bir şeyin verilmemesi yada istemediği bir şeyin verilmesidir.
_Ceza davranışı yok etmez. azaltabilir. Ya da durdurabilir.
_Edimsel koşullanma yaklaşımı otostik ve özürlü çocukların eğitiminde etkili bir şekilde kullanılır.
_Bağlantı Kuramı : iki uyarıcının aynı ada tekrar tekrar ortaya çıkmasıyla iki uyarıcının bağlantılı duruma gelmesi ve birinin diğerini hatırlatması temeline dayanır.
_Kurucuları : Edward Lee Thorndike
_Bağlantı kuramı öğrenme ilkeleri
Hazırbulunuşluk:
Etki : U-T-Haz gelirse uyarıcı-tepki bağı güçlenir elem olursa tepki bağı zayıflar.
Tekrar
_Bilişsel kuramlar : (Gestalt) : biliş insan zihnin dünyayı çevresindeki olayları anlamaya yönelik yaptığı işlemlerin bütünüdür. Bu kuramlar Dikkat, algı bellek unutma ve geri getirme gibi bilişsel süreçlere odaklanır.
_Temel Görüşleri.
Öğrenen dış uyarıcıların pasif bir alıcısı değil onların özümleyicisi ve davranışların aktif oluşturucusudur.
Öğrenen verileni olduğu gibi alan değil verilenin taşıdığı anlamı keşfedendir.
Verilen bilgilerden uygun olanını seçen ve işleyen kişidir.
Öğrenilenin anlamına bakarak önce öğrendikleriyle bağdaştırarak ona anlam yükleyendir.
_Gestalt Kuramı : Algılama üzerine yoğunlaşan bu kuramın öncüleri Max Wertheimer, Kurt kofta ve Wolfgang Köhler dir öğrenmeyi bir ani kavrama olarak açıklarlar (Gestalt kuramcıyla alakası yoktur)
_Kısaca bu kuram bilincin bir bütün olarak algılanmasına dayanır. Bu kuramı eğitim ve öğretime uygulamak için öğretmenin görevi algılamayı kolaylaştıracak öğrenme ortamını yaratmak olmalıdır.
_Alan Kuramı : ( Kurt Lewin) Birey belli bir olayı bir bütün olarak algılayıp yorumlamakta ve bu işlem sırasında organizma organize bir bütün olarak tepkide bulunmaktadır.
_Not: Gestalt ekolünde kavrayış Lewin’in kuramında algılama, kavrayış ve güdülenme daha önelidir.
_Diğer Bazı Kuramlar
_Bilgiyi İşleme kuramı : Öğrenmeyi çevreden alına uyarıcıların anlamlı hale getirilmesi belleğe depolanması kullanmak için hatırlanması ve davranışa dönüştürülmesi süreci olarak ele alınır. (duyusal kayıt, kısa süreli belek, uzun süreli bellek)
Bilgiyi işleme kuramının eğitim alanına getirdiği en önemli katkı öğrenme stratejileridir. Bunlar tekrar, anlamlandırma, örgütleme ve duyuşsal stretejilerdir.
_Duyusal kayıt: Bilgiyi işleme sürecinin ilk aşamasıdır. Duyu organlarımızla algıladıklarımız buradadır kapasitesi geniştir. Buradakilerin kısa süreli belleğe geçişi için dikkat ve algı süreçleri gereklidir.
_Kısa süreli bellek : duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgidir. Çok sınırlı bir bellektir, bilgi kullanıma hazırdır, hemen davranışa dönüşebilir.
_Uzun süreli bellek : yeni gelen bilgilerin eskilerle örgütlenerek saklandığı ve sürekliliği olan depodur. Uygun kodlama yapılırsa geri getirim rahat olur.
_Not : uzun süreli bellekte var olan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesine kodlama, öğrenilen bilgilerin bellekte saklanmasına depolama bellekte depolanmış olan bilgiye ulaşıp onu hatırlamaya geri getirme denilir.
_Sosyal öğrenme kuramı: (Bandura) : başkalarını izleyerek çevreden öğrenmeye model alma yoluyla gözlem yoluyla taklit ederek öğrene ya da sosyal öğrenme denir. Bu Kuram bilişsel öğrenme kuramı ile analitik davranışçı kuramın birleştirilerek ortaya konulan bir çeşit orta yol kuramıdır.
_Temel İlkeleri:
Karşılıklı belirleyicilik:
Sembolleştirme kapasitesi
Öngörü kapasitesi
Dolaylı öğrenme
Öz (kendini) düzenleme kapasitesi
Öz (kendini) yargılama kapasitesi
Gözlem yoluyla öğrenme süreçleri dikkat hatırlama, davranışa dönüştürme ve güdülemedir
_Çoklu zeka kuramı: (Howard Gardner): Zeka bir ya da daha fazla kültürel yapıda değeri olan bir ürüne şekil vere ya da sorunları çözme yeteneğidir.
Çoklu zeka Türleri
Dilsel / Sözel zeka : Kelime hazineleri geniştir. Kafiyeli kelimeleri bulup bunları kullanmaktan ve tekerlemeleri söylemekten hoşlanırlar.
Matematik / Mantıksal Zeka.
Görsel / uzamsal zeka: yaşıtlarından daha çok hayal kurarlar
Bedensel / Kinestetik Zeka : Bu tip çocuklar çok hareketlidirler.
Müzik / Ritmik zeka:
Kişiler arası sosyal zeka: bu çocuklar liderlik özelliklerine sahiptirler. Başkalarına önem verirler ve onlar için endişelenirler.
Özedönük / Bireysel Zeka:
Doğa Zekası:
_Eğitime katkısı.. öğrencileri istedik duruma getirebilmek içi eğitim programlarını planlama olanağı sağlaması ve disiplinlerde öneli kura ve konuları öğrenmeye çalışan daha fazla sayıda öğrenciye ulaşmayı sağlamasıdır.
_Yapılandırmacılık : Bir bireyin nasıl anladığını ve öğrendiğini açıklaya bilginin doğasına ilişkin kuramdır. Bilişsel kuramdan en önemli farkı değerlendirme konusudur. Bilişsel kuramlarda değerlendirmede nesnellik ön planda iken yapılandırmacılıkta öznellik ön plandadır.
GELİŞİM PSİKOLOJİSİ
Gelişim psikoljisi, doğumundan ölümüne kadar insanda meydana gelen fiziksel, psikolojik, bilişsel ve davranışsal değişimleri inceleye psikoloji dalıdır.
Gelişim psikolojisi gelişim dönemleri
1. Bilişsel gelişim
2. Ahlak gelişimi
3. Psiko-seksüel gelişim
4. Psiko-sosyal gelişim
Gelişimle ilgili temel ilkeler:
1. Gelişim kalıtım ve çevrenin etkileşimi sonucunda gerçekleşir.
2. Gelişim süreklidir ve belli aşamalar halinde gerçekleşir.
3. Gelişim nöbetleşe gerçekleşir
4. Gelişim baştan ayağa içten dışa doğru gelişir
5. Gelişim genelden özele doğru gelişir.
6. Gelişim bir bütün içerisinde gelişir
7. Gelişimde kişiler arsı farklılıklar vardır
8. Gelişimde kritik dönemler vardır.
Olgunlaşma: fiziksel açıdan büyüyen organizmanın yaşa bağlı fiziksel işlevleri yerine getirmesini sağlayan biyolojik değişimi açıklar.
Hazırbulunuşluk: Bireyin fiziksel biyolojik psikolojik etmenler açısından öğrenmeye hazır olması durumuna denir.
Büyüme: organizmada zamanla meydana gelen niceliksel olarak gözlenebilen fiziksel değişimlere denir. (gelişmede öğrenme vardır)
Bedensel gelişim:
Doğum öncesi dönem-bebeklik dönemi(0-2)- ilk çocukluk dönemi (2-6) – okul dönemi(6-12) – Ergenlik dönemi (12-18)
1. Doğum öncesi dönem: döllenen yumurta ikinci ay sonunda insana özgü özeliklerini alır ve organlar oluşmaya başlar. Bu dönem yaşam boyunca gözlenen en hızlı gelişim dönemdir.
2. Bebeklik dönemi (0-2): organizmada en hızlı bedensel gelişimin olduğu dönem doğumdan sonraki bir yıldır. Psikomotor gelişim açısından bebek altıncı ay sonunda oturabilir.
3. İlk çocukluk dönemi(2-6):
4. Okul dönemi(12-18): en hızlı gelişimi ergenlik döneminde göstermektedir.
Bilişsel gelişimPiaget)
İnsanın dünyayı algılamaya ve anlamaya yönelik zihinsel etkinliklerinin gelişmesi ve daha etkili hale gelmesidir.
Bilişsel gelişim dönemleri: duyusal motor dönem(0-2) – işlem öncesi dönem (2-7) Somut işlemsel dönem (7-11,12) – somut işlemsel dönem (12 yaş ve üstü)
1. Duyusal motor dönem (0-2): bebekler dünyayı reflekslerle ve fiziksel tepkilerle anlamaya çalışır. Dönem sonunda nesne devamlılığını kazanır.
2. İşlem öncesi dönem (2-7): ben merkezci düşünmeye başlar.
3. Somut işlemsel dönem (7-11): Bu dönemde işlemleri tersine çevirebilir. Korunum kavramını kazanır.
4. Soyut işlemsel dönem (12 üstü):
Ahlak gelişimi:
Piaget’e göre ahlak yargılarının gelişimi bilişsel süreçlerin gelişimi ile işkilidir ve dışa bağımlı döneden özerklik dönemine doğru gelişir.
1. Dışa bağımlı dönem (6-12) : çocuk otoriteye itaatin olumlu bir davranış olduğunu ve otorite tarafından belirlenen biçimde yapılan her davranışın doğru olduğunu düşünür.
2. Özerk Dönem (12 üstü) başkalarının değerlendirmeleri ne göre değil kendi yaptıkları değerlendirmelere göre karar verirler. Davranışın altında yatan niyete göre değerlendirirler.
Kohlberg’ ahlak gelişimi kuramı: üç düzey ve toplam altı döne önermiştir.
1.Düzey I gelenek öncesi düzey: kişi cezadan kaçınır. Ödül kazama güdüsü ile ölçütlere göre yargıda bulunur. kendi gereksinimleri ön plandadır.
A) Dönem I itaat ve caza eğilimi: piaget’in ahlaksal düşüncenin birinci dönemi (dışa bağımlı dönemi)ile benze özelliklere sahiptir.
B) Dönem II Saf çıkarcı eğilim: başkalarının da gereksinmelerini göz önüne almakla birlikte ön planda olan kendisidir. Çıkarcı anlayış vardır.
2.Düzey II geleneksel düzey: kişi geleneksel sosyal düzeni korumaya ve toplumsal beklentilere uygun davranmaya eğilimindedir.
A) Dönem III iyi çocuk eğilimi: başkaları tarafından onay almak başkalarını mutlu etmek bu dönemde oldukça önemlidir.
B)Dönem IV Otorite ve Sosyal Düzenin Devam Ettirilmesi: ön planda olan toplumsal kuralardır ve tolumun onayı önelidir.
3.Düzey III Gelenek Sonrası Dönem: kişi diğer kişilerin yargılarından ve otoriteden bağımsız olarak kendi yargılama sistemini oluşturur. Ve evrensel ahlak ilkelerine göre davranışları değerlendirir.
A) Dönem V Demokratik olarak kuralları kabul etme:
B) Dönem VI Evrensel ilkeler: bu dönemde artık kanunların da üstünde olan adalet eşitlik vb soyut ilkelerin kavramlaştırılması yapılır. Kişinin hakları ve yaşamı değerlidir.
Psiko-Seksüel Gelişim (Freud).:
Oral-anal-fallik-gizil-genital olmak üzere 5 evre ile gelişimsel süreci ifade etmektedir.
1. Oral dönem (doğumdan 1 yaşa kadar ): özelikle kişinin çeşitli nedenlerle kaygı yaşadığı kendini güven içinde hissetmediği durumlarda bağımlılık eğilimi artar.
2. Anal Dönem (1-3): çocuğa tuvalet eğitiminin verileye başladığı dönemdir. baskıcı bir tutum içinde bu eğitim verilirse çocuk ilerde tutucu olur.
3. Fallik dönem (3-6): Oedipus karmaşası; çocuğun kendi cinsinden olan ebeveynine düşmanca duygular, karşı cinsten olan ebeveynine is cinsel duygular beslemesidir. bu karmaşa çocuğun gelecekte karşı cinse ve otoriteye karşı sahip olacağı tutumlarını belirler.
4. Gizil Dönem (6-12)sakinlik dönemdir. Çocuk cinsiyet rol kimliğine ilgi duymaya başlar Hem kız hem de erkek çocuklar kendi cinsinden olan arkadaşları ile birlikte olmayı tercih eder.
5. Genital Dönem (12 yaş üstü): meydana gelen hızlı fiziksel ve biyolojik değişimlerle birlikte cinsel dürtülerde artar ve cinsel duygular karşı cinse doğru yönelir.
Psiko-Sosyal Gelişim: (Erikson):
Erikson’a göre insan yaşamı boyunca sekiz kritik evreden geçer ve her evrede çözmesi gereken çatışma vardır.
1. Dönem 1. güvene karşı Güvensizlik (Doğum ile 1. yaşın sonuna kadar): Çocuk yetişkinler tarafından sevgi görmezse, gereksinimleri karşılamazsa hem kendisi ehemde çevresine karşı güvensiz olur. Freud’un oral dönemine karşılık gelir.
2. Dönem 2 Özerkliğe karşı utanç ve kuşku (2-3 yaş): Freud’un anal dönemine karşılık gelir.çocuğun kendini denetlemesinde nasıl davranacağına kendi karar vermesinde etkilidir.
3. Dönem 3 Girişkenliğe karşı suçluluk (4-5) Freud’un fallik dönemine karşılık gelir. çocugun davranışları sınırlandırılırsa çocuk suçluluk duygusuna kapılır. gidereceği ortam sağlanırsa çocuk girişken bir kişilik özelliği kazanır.
4. Dönem 4 Başarıya karşı aşağılık duygusu (6-12) : Freud’un gizil dönemine karşılık gelir. yaptıkları onaylanan ve takdir edilen çocukta başarı duygusu gelişir. Yaptıkları önemsenmez engellenirse çocukta aşağılık duygusu gelişir.
5. Dönem: Kimliğe karşı kimlik karmaşası(12-18): Freud’un genital dönemine karşılık gelir. Ergen için ön planda olan arkadaş gruplarıdır.
6. Dönem: Yakın İlişkilere Karşı soyutlanma (Genç Yetişkinlik) : Ergenlikteki kimlik karmaşasını çözümleyememişse, başkaları ile yakın ilişki kurmaktan kaçınır, kendini çevresinden soyutlar.
7. Dönem : Üretkenliğe karşı Kısırlık (Orta Yetişkinlik Dönemi) : Kişi toplum için yararlı bir şeyler yapamadığı duygusuna kapılırsa durgunluk yaşar ve yalnızca kendi çıkarlarını gözeten kendi doyumu için yaşayan biri olur.
8. Dönem : Ego Bütünleşmesine Karşı Mutsuzluk (İleri Yetişkinlik) .

SİNİZM NEDİR? YAŞIYORUZ AMA NE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ!


SİNİZM
Sinizm bir düşünce tarzı ve yaşam biçimi olarak Antik Yunan’da ortaya çıkmıştır (Dean vd. 1998: 342). Sinizm İ.Ö. 4. yüzyılda ilk sinik olan Sokrates’in izinden giden Antisthenes ve Sinope’li Diogenes tarafından ortaya atılan bir  felsefedir (Shea, 2009: 1). Sinizm kelimesi etimolojik köken olarak önceleri “Zynismus” ve daha sonraları “Kynismus” kelimelerinden türetilmektedir. Ayrıca 19. yüzyılda Nietzsche’nin sinizm kelimesini “Cynismus” olarak kullandığı görülmektedir. İngilizce literatürde ise bu kelime “Cynicism” olarak kullanılmaktadır (Shea, 2009: 2). Sinizm insanların gizli açığa vurulmamış amaçları hakkında kötümser, hayal kırıklığına dayalı olarak olayları açıklama tutumu; kendi çıkarlarını korumak veya artırmak için sırf araç olarak başkasıyla ilgilenme ve işleri idare etme eğilimidir (Mautner, 1997: 119; Tokgöz ve Yılmaz, 2008: 285). Ayrıca sinizm bireyin kişisel bir özelliği ve duygusu olarak tanımlanmasının
yanı sıra birçok araştırmada sinizm değişen çevre faktörlerine karşı negatif tutum olarak tanımlanmaktadır.
Örgütsel sinizmle ilgili birçok tanım yapılmış olmakla birlikte en yaygın kullanılan tanımlardan biri Dean  vd(1998)’nin tanımıdır. Dean vd. (1998)’e göre örgütsel sinizm kavramı çalışanın onu istihdam eden örgüte karşı  geliştirdiği negatif tutumlar olarak tanımlanmakta ve bu tutumlar üç boyutta ele alınmaktadır (Dean vd., 1998: 345).
2.1.Bilişsel (İnanç) Boyut:
Örgütsel sinizmin ilk boyutu; öfke, hor görme ve kınama gibi olumsuz duygularla ortaya çıkan, örgütün dürüstlükten yoksun olduğuna dair inançtır. Bu açıdan sinizm, eylemlerin ve insan güdülerinin iyiliği ve samimiyeti ile ilgili inançsızlığa olan eğilimdir. Bu nedenle sinikler; adalet, dürüstlük ve samimiyet gibi prensiplerin eksikliği nedeniyle, örgütlerinin uygulamalarıyla kendilerine “ihanet” ettiklerine inanmaktadırlar (Dean vd., 1998: 345-346).
2.2. Duyuşsal (Duygu) Boyut
Örgütsel sinizmin ikinci boyutunu bir nesneye karşı gösterilen duygusal tepkiler oluşturmaktadır. Örgütsel sinizmin duygusal boyutu, saygısızlık, öfke, sıkıntı ve utanç duyma gibi kuvvetli duygusal tepkileri kapsamaktadır (Abraham, 2000: 269). Sinizm, düşünce ve inançların yanı sıra örgüte yönelmiş objektif bir yargı içermeyen hor görme ve öfke gibi güçlü duygusal tepkileri de içermektedir. Hatta örgütsel sinizm düzeyleri yüksek bireylerin örgütlerini düşündükleri zaman sıkıntı, tiksinti ve utanç bile hissedebilecekleri belirtilmektedir. Bu nedenle, sinizm her türlü olumsuz duyguyla ilişkilidir (Brandes, 1997: 31; Dean vd.,1998: 346). Sonuç olarak bu boyutta saygısızlık, küçümseme, öfke, kızgınlık, sıkıntı duyma, utanç hissetme, nefret etme, kendini beğenmişlik, ahlaki bozulma, hayal kırıklığına uğrama ve güvensizlik duygularının yer aldığı belirtilebilir (Brandes, 1997: 31; Dean vd., 1998: 346).
2.3. Davranışsal (Davranış) Boyut
Bu boyutta örgütlerinde sinik davranışta bulunan çalışanlar, örgüt içinde gelecek olaylar hakkında karamsar tahminleri, alaycı mizah gibi unsurları ve örgütle ilgili hakir görmeleri ve güçlü eleştirel ifadeleri de kapsamaktadır (Özgener vd., 2008: 56; Kutaniş ve Çetinel, 2010: 188 ). Çalışanlar, sinik davranışları ifade edebilmek için mizahı, özellikle alaycı mizahı kullanmaktadırlar (Dean vd.,1998: 346). Böylece sinik tutuma sahip bireyler örgütlerinin amaçlarıyla alay edebilirler, görev ifadelerini yeniden yazabilirler ve alaycı yorumlarda bulunabilirler (Brandes, 1997: 34-35).
MAKALENİN TAMAMI İÇİN: 
http://iiss12.karabuk.edu.tr/papers/Marketing%20and%20Finance/RGTSEL%20SNZMN%20RGTSEL%20BALILIK%20ZERNDEK%20ETKSN%20BELRLEMEYE%20YNELK%20BR%20ARATIRMA.pdf

TARİHİ OKULLARIMIZ: SİVAS LİSESİ!


Sivas Lisesi 1971 tarihinde geçtiği yeni binasında bugün 30 derslikte 65 öğretmen ve yaklaşık 800 öğrencisi ile eğitim ve öğretime devam etmektedir. 1887 yılında başlayan eğitim hayatı 126 yıldır devam ediyor. Anadolunun en eski liselerinden olan Sivas Lisesinin tarihi binası Sivas Kongresine de ev sahipliği yapmış olup bugün Kongre Müzesi olarak kullanılmaktadır.
ÜNLÜ MEZUNLARI
Yekta Güngör ÖzdenAnayasa Mahkemesi Eski Başkanı
Prof.Dr.A.Nazım ÖzkazançEski Öğretim Üyesi
Cahit KÜLEBİŞair
Hayri SIĞIRCIEski Belediye Başkanı
Ahmet DURAKOĞLUEski Bel. Baş. Milletvekili Müsteşarı
Beşat DURANEski Milletvekili
Musatafa YILANKIRANEski Milletvekili
Alirıza OLCAYEmekli Genel Müdür
Oğuzhan ASİLTÜRKEski Bakan
Şarık ARIYAKŞehit Diplomat
Senai OLGAÇYargıtay Eski Üyesi
Prof .Dr.Sedat Veyis ÖrnekÖğretim Üyesi
Erdoğan ŞAHİNOĞLUAnkara Eski Valisi
Zekeriya TEMİZELEski Maliye Bakanı
Cahit BAYAREski Vali, Büyük Elçi
Dr. Biltekin ÖZDEMİR20. Dönem Samsun Milletvekili
Ali Rıza PEKEREczacı Öğretmen
Mustafa Kemal PALAOĞLUEski Milletvekili
Tevfik KORALTANEski Kültür Bakanı
Prof.Dr.Yüksel ÖZTANÖğretim Üyesi
İlhan KESİCİEski Milletvekili
Şakir ŞEKEREski Adalet Bakanı
Tacettin SEÇKİNEski Yargıtay Üyesi
Ekrem KANGALEski Millet Vekili
Kazım KANGALEski Millet Vekili
Prof.Dr.Necati ERŞENEski Milli Eğitim Bk. Müsteşarı
Prof.Dr.Behsaz ÖNALÖğretim Üyesi
Prof.Dr. Mahir TEVRUZÖğretim Üyesi
Prof.Dr. Orhan Seyfi ŞARDAŞÖğretim Üyesi
Orhan EKENELEski Belediye Başkanı
Erol TUNCEREmekli Vali
Orhan AKBULUTEski Millet Vekili
Yücel KOCABALYüksek Hakemler Kurulu Eski Üyesi
Prof.Dr.Baki SÜBÜTAYÖğretim Üyesi
M.Edip ERENVali Yardımcısı
Balkan KIZILDERELİEski Büyük Elçi
Prof.Dr.Sedat Danış KAMALIÖğretim Üyesi
Muzaffer CEBESOYDanıştay Daire Eski Başkanı
Mahmut ÖZDEMİREski Yerel Yönetim Bakanı
Hüseyin DENİZYargıtay Eski Üyesi
Nihat DOĞANEski Millet Vekili
Muzaffer BAŞKAYNAKCumhurbaşkanı Eski Gen. Sek. Yrd.
Prof.Dr.Yener OKATANÖğretim Üyesi
Doç.Dr. Bedrettin CÖMERTÖğretim Üyesi
Prof. Dr. Takkiyattün MENGÜÇOĞLUİstanbul Ünv.Fen.Ede.Fakültesi
Sadık PERİNÇEKEski Milletvekili
Osman Fazlı POLATEmekli Kor General
Aslan Naci GİRAYEski Milletvekili
Seyfettin SEYMENTüm General
Erdal ATARize Eski Valisi
Doç.Dr. Ahmet Turan YILMAZKalp Damar Cerrahi
Doç.Dr Bülent POLATKalp Damar Cerrahi
Azimet KÖYLUOĞLUEski Bakan
Musa DEMİRCİEski Bakan
Hamit EREski Milletvekili
Ergün YURDADÖNMilli Sporcu
Lütfü KOÇYİĞİTMilli Sporcu
Ali GÜNEŞMilli Sporcu
Mehmet Zeki ÖZTÜRKMilli Sporcu
Fahrettin MOĞOLKOÇKartal Eski Cumhuriyet Savcısı
TARİHİ
Sivas Lisesi 1887’de eğitim ve öğretime açılmış olup, Sivas Lisesi binası ise eski valilerden Sırrı Paşa tarafından temeli atılmış fakat Sırrı Paşa’nın Sivas’tan ayrılması nedeniyle yapımına bir süre ara verilmiş, daha sonra Sivas’a gelen Vali Memduh Paşa, Sırrı Paşa’nın attığı temelin yerini beğenmeyerek bugünkü yerin temelini attırmıştır
O tarihlerde böyle bir okul binasına büyük ihtiyaç olduğunu sezen Paşa okulun yapılmasına büyük bir çaba harcamış bu nedenle okulun yapımı artırma ve eksiltme ile bir müteahhitte verilmiştir. Bu konuda komisyon kurulmuş ve bu komisyonun başkanlığına Albay Cemal Bey getirilmiştir. Komisyon üyeleri ise Milli Eğitim Müdürü Atıf Bey, belediye başkanı Nuri Bey, idare meclis üyelerinden Nasuhi Zade Burhaneddin, genel idare meclis üyelerinden baş mühendis Şahin Agopyan’dır.
Okulun planlarını baş mühendis çizmiş fakat Sivas’ta bu planı gerçekleştirecek inşaat ustası bulunamadığından, Albay Cemalettin Bey’in delaletiyle Giresun’dan getirilen usta ayda yedi altınla çalışmaya başlamış, okulun temeline bin para ile Abdi Kalfa tarafından Memduh Paşa’nın adı yazılı kaya temeli konmuş, binanın yapımı dört yıl kadar sürmüş, 19 Haziran 1894 tarihinde ve o zamanın parası ile 8140 altına okul mal olmuştur.
Bina 1894’de ders yılı başında öğretime açılmıştır. Açılış töreni Vali Halil Bey tarafından yapılmıştır. Okulun ilk müdürü Bulgaristan göçmenlerinden Hulisi Bey’dir. Daha sonra müdür yardımcılığına Zara kaymakamlığında bulunmuş Sivas Milli Eğitim Müdürlüğünde hizmet gören Tevfik Bey tahin edilmiştir. Bina 31 Mart 1918’de tamir görmüştür. Bu tarih Hacı Hasan Hilmi Paşa’nın zamanına rastlamaktadır. Bu tamirde büyük paralar harcanmıştır. Bugün İstasyon Caddesine bakan okul kapısı, 1930 Eylül’ünde yapılmış olup asıl bina giriş kapısı taşlı sokağa bakmakta olup 4 Eylül 1919 Sivas Kongresine yapılış yıldönümlerinde ziyaretçilere açık bulundurulmaktadır.
Bina iki katlı olup derslikleri alt katta ve mescidi de içindeydi. İki Müdür odası, idare odası ve konferans salonu üst katta bulunmaktaydı. Okul ilk önce idadi sonra sultani daha sonra da Atatürk’ün direktifi üzerine Sivas Lisesi adını almıştır. Okulun alt katındaki iki büyük odadan soldaki okulun camisiydi ve duvarlarında kufi yazı bulunmaktaydı. Sivas Kongresi zamanında on iki sınıflı olan okul 1924-1925 ders yılında Sivas Lisesi adı altında lise oldu.
Okul binasının bu tarihi geçmişi ile birlikte, en önemli tarihi değeri de 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nin bu binada yapılmış olmasıdır. Okulun içinde Kongrenin yapıldığı salon ve Atatürk’ün yatak odası eski şekliyle bugün muhafaza edilmektedir. Hatta Atatürk eşi Latife Hanım’la Sivas’a geldiklerinde aynı binada kalmışlar ve ağırlanmışlardır.
Sivas Kongresi’nin temsil heyetinin seçilip Ankara’ya gitmesinden sonra okul küçük zabit okulu oldu. Bu okulun adı bugün Ast Subay okuludur. Bu okulun daha sonra Tokat’a nakli dolayısıyla sanat okulu binaya geçmek istemiş fakat öğrencilerin ve yöneticilerin çabalarıyla bina yine eski sahiplerine iade edilmiştir. Kongre zamanında okulun yedi sınıfı, Paşabostan’da Burhaneddin Efendi’nin konağında, ilk beş sınıfı ise taşlı sokakta Abidin Bey’in konağının karşısındaki eve taşınmıştır.
Sivas Lisesi binasının 1950’de müze olması kararlaştırılmış ve Sivas’a bir okulun yapılması düşünülmüştür. Ancak 1950 seçimlerinden sonra bu düşünce geri olana bırakılmıştır.
Okul 1970-1971 öğretim yılına kadar Sivas Lisesi ve Kongre müzesi olarak hizmet veren tarihi bina taşlı sokakta yeni Sivas Lisesi binasını yapılmasıyla birlikte terkedilmiş olup eğitim öğretim yeni binada sürdürülmektedir.

NEW JERSEY'DE NASIL OKUL MÜDÜRÜ OLUNUR? ÜLKEMİZLE KARŞILAŞTIRALIM!


New Jersey’de okul müdürü olmak için;

Eğitimli bir iş gücü üretmek için sürekli acil ihtiyaç olan öğrenci başarısı gereklidir. Bu K-12 (12 yıllık temel eğitim okulları) müdürleri için ilave baskı getirse de, aynı zamanda onların çabaları arttırmayı ve memnuniyet kazanmalarına fırsat yaratıp iyi bir lider olmalarını sağlayabilir. 
Bir ilköğretim, orta veya yüksek okulun işlemlerini düzgün yürütmek için; okul müdürleri, öğretmenler ve personeli iyi çalıştırmalı, disiplinli öğrenciler yeitştirmeli, veliler ile çalışmaları denetlemeli okul programlarını değerlendirmeli, bütçeleri yönetmeli ve yüksek akademik standartlarını korumak için hazır olmalıdır. Buna ek olarak, başarılı müdürler güçlü okul ruhu oluşturmalı ve öğretmen, öğrencilerin akademik ve kişisel gelişim, mesleki gelişimini desteklemelidir.
Ulusal, müdürleri için iş olanakları İşgücü İstatistikleri US Bureau (BLS) göre, büyük ölçüde artan nüfus ve okul sayısı sonucunda, 2020 yılına kadar% 10 oranında artacaktır. Istihdam artışı Batı ve Güneyde daha hızlı oranları ile, bölgeye göre değişir. Okul müdürleri için istihdam şartları eyletler arasında farklılık göstermektedir. Ancak, genel olarak, okul müdürü adayları deneyim ve  öğretim düzeyleri ile bir olması gerekir, BLS notlar (eğitim yönetiminde yüksek lisans )ya da liderlik eğitimi alması şarttır. New Jersey’de, bunun dışında müdürlüğe aday olanlar Uygunluk Belgesi (CE), almanız gerekir, ayrıca başarılı bir lisans programı tamamlanmış ve ilgili sınavları geçmiş olmak gerekir. CE elde etmek için, süreci tamamlamış olmak ve stajer müdür olmak gerekir:
MÜDÜR OLMAK İÇİN;
  • Bir yüksek lisans; 30 yüksek lisans kredisi ve eğitim liderlik ya da yönetim programını bitirmek, 
  • Eğitim liderliği için bir 300 saatlik staj. Stajlarının başarı ile yapıldığına dair bir üniversiteden rapor almış olmalıdır.
  • Bir Praxis testi (Öğretmenlik Sertifikası Sınavı)
  • En az beş yıllık başarılı bir müdür yardımcılığı deneyimi , çalıştığı her yıl için denetçilerin başarılıdır raporu.
2010 yılında, ilköğretim orta ve yüksek okul müdürleri  129.000 $  ile  87.000 $ yıllık ortalama maaş aldı. Bu yüksek düzeyli bir kazanç olup birçok beceri gerektirir. Bu nedenle okul müdürlüğü önemlidir ve ciddi eğitimler ve çalışmalar gerektirir.
Brian D. Hadfield, Ortaokul Öğretmeni, Chippewa Valley Devlet Okulları, Michigan

ÖZEL EĞİTİMİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ


ÖZEL EĞİTİM DEVLET OKULLARINDA Kİ KARŞILAŞILAN PROBLEMLER ve PROBLEM ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
A-ÖĞRETMEN VE PERSONEL ALANINDA GÖRÜLEN EKSİKLİKLER
1 – PROBLEM:
Özel Özel Eğitim Kurumlarının, M.E.B. de  kadrolu Özel Eğitim Öğretmenlerin aldıkları ücretin en az 2 (İKİ) katı bir ücret ile Özel Eğitim Öğretmenlerini işe başlatmalarından kaynaklanan, M.E.B. de Kadrolu Özel Eğitim Öğretmeni yetersizliği.
(Bu problem, Özel Eğitim Devlet Kurumlarının, en birincil problemi olup, diğer sayılacak problemlerde, bu problem halledilmeden, çözülebilecek problemler değildir.)
1 – ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Özel Eğitim Öğretmenlerinin özlük haklarının iyileştirilerek, M.E.B. deki Özel Eğitim kadrolarının, Özel Özel Eğitim Kurumlarına göre, daha cazip hale getirilmesi gereklidir.
Çözüm için;
1.a. Özel Eğitim Öğretmenleri, Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfında, Teknik Öğretmen Statüsünde konumlanmalı ve teknik öğretmenlerin bütün haklarına sahip olmalı.
1.b.  Özel Eğitimcilerin %25 ücret fazlalığı, bundan önce olduğu gibi; %50 ya da söz verildiği gibi %75 ve yukarısı kadar fazla olmalı.
1.c. Özel Eğitim Kurumlarına gelen öğrencilerin, bireysel eğitim için, Özel Özel Eğitim Kurumlarına gönderilmemesi.
Bunun yerine, Özel Eğitim Kurumlarında ki bireysel eğitime ihtiyacı olan öğrencilere, Özel Eğitim Kurumundaki kendi Özel Eğitim Öğretmeninin Bireysel Eğitim vermesi ve Özel Özel Eğitim Kurumuna ödenen ücretinde, Özel Eğitim Kurumundaki öğretmene ödenmesi.
1.d. Özel Eğitim Öğretmenlerinin, Mesleki Yıpranma Payının oluşturularak, bunun emeklilik süresinden en az 5 yıl düşürülmesi.
1.e. Özel Eğitim Kurumunda Çalışan Öğretmenin, Ulaşım, konaklama, Spor Salonları, Tiyatro, Sinema v.b. sosyal aktivitelerden ücretsiz faydalanması.
1.f. Engelli Bireylerin sahip olduğu sosyal hakların, Özel Eğitim Kurumlarında Çalışan Öğretmenlere de verilmesi.
1.g.Özel Eğitime geçmek isteyen sınıf öğretmenlerine bu hak verilerek bu alanda ki öğretmen sıkıntısı giderilmeli.
2- PROBLEM:
Bireysel Eğitime İhtiyacı Olan Özel Eğitim Kurumu Öğrencilerinin, Özel Özel Eğitim Kurumlarına gönderilmesi.
2- ÇÖZÜM ÖNERİSİ: 
Bireysel Eğitime İhtiyacı Olan Özel Eğitim Kurumu Öğrencilerinin, Kesinlikle Özel Özel Eğitim Kurumlarına gönderilmemesi.Özel Eğitim okullarının da kurs açma yetkisine sahip olabilmesi.
Özel Eğitim Kurumlarında, Bireysel Eğitim Birimleri güncellenerek daha aktif hale getirilmesi.
Çözüm için;
2.a. Özel Eğitim Kurumlarında, Bireysel Eğitim Sınıflarının aktif hale getirilerek, bu sınıflar için Özel Eğitim Öğretmenleri görevlendirmeleri.
2.b. Özel Eğitim Kurumlarında Bireysel Eğitimlerin; hafta içi ve hafta sonları olacak şekilde planlanması.
2.c. Bireysel Eğitim İçin; Kişi başına Özel Özel Eğitim Kurumlarına ödenen ücretin, Özel Eğitim Kurumuna ödenerek, kurum kanalıyla, ulaşım vb. harcamalar çıktından sonra kalanın  Özel Eğitim Öğretmenine ödenmesi.
3- PROBLEM:
Özel Eğitim Kurumlarında verilen öğle yemeği ücretlerinin velilerden alınması.
3 – ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
      3.a. Bu paranın Özel Eğitim Hizmetleri bütçesinden ödenmesi ya da:
3.b. Bireysel Eğitim İçin; Kişi başına Özel Özel Eğitim Kurumlarına ödenen ücretin, Özel Eğitim Kurumuna ödenerek, kurumun bu para üzerinden öğrencilerin yemek ücretlerini ödemesi.
4 – PROBLEM:
Özel Eğitim Kurumlarının, Sağlık Sıkıntısı.
4. ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Özel Eğitim Kurumlarına, mevcut bulunan revirlere, 1 Doktor ve 1 Hemşire görevlendirilmesi.
5 – PROBLEM:
Özel Eğitim Kurumlarının Güvenlik Zafiyeti.
5        - ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
5.a. Özel Eğitim Kurumları bahçe duvarlarının, dikensiz çitlerle yükseltilerek, bir bekçi kulübesi ve mümkünse 1 i gündüz, 1 i de gece olmak üzere 2 tane bekçi tahsis edilmesi.
5.b. Özel Eğitim Kurumları bahçe zemininin, çocukların düşünce yaralanmayacağı tartar v.b. kaplama malzemesiyle döşenmesi.
B- BİNA FİZİKİ YAPILARINDAKİ YETERSİZLİKLER
6.PROBLEM
Özel Eğitim Okullarının,özel eğitime muhtaç çocukların eğitimine uygun olabilecek  fiziki yeterlilikte bulunmaması.
6.ÇÖZÜM ÖNERİSİ
   6.a.Sınıflara özel lavabo ve tuvalet eksikliği.
6.b.Atölyelerin kullanıma uygun şekilde düzenlenmesi.
6.c.Uygulama Evi Birimlerinin yapılması.
6.d.Aile Eğitimi çalışmalarının yapılabileceği ve çocukların gösterilerini sergileyebileceği çok amaçlı salonların yapılması.
6.e.Sakinleştirici odaların yapılması.
7. PROBLEM:

Özel Eğitime Muhtaç Çocukların, yaşam alanlarının sınırlı olması.
7. ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
7.a. Sinema, tiyatro, oyun parkları, yüzme havuzları v.b sosyal tesislerden öğrencilerimizin ücretsiz yararlanabilmesi.
7.b. Yukarıda bahsi geçen sosyal alanların, Büyükşehirlerde genelde alışveriş merkezlerinde yoğunlaşmasından ötürü, alış veriş merkezleri bünyesinde sosyal aktivite sağlayan kurumlarla bir anlaşma sağlanarak, Özel Eğitim Kurumu Öğrencilerinin ve Çalışanlarının buralardan faydalanması yoluna gidilmesi.
C.ÖZEL EĞİTİM PROGRAMI VE RAM. YÖNELTMELERİNDE GÖRÜLEN SORUNLAR
8.PROBLEM:
Özel Eğitim Kurumlar Yönetmeliği ve Özel Eğitim Programının Yetersizliği. Özel Eğitim ve OÇEM sınıflarında her sınıfta,1-2-3-4-5-6-7-8 sınıf öğrencileri bulunduğundan eğitim-öğretimin planlanmasında sıkıntı yaşanmaktadır.
8. ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
8.a. Özel Eğitim Kurumlar Yönetmeliği, İlk Öğretim veya Orta Öğretim Kurumları gibi ayrı kurumlar olarak düşünülerek, kurumların yapısı ve işleyişiyle ilgili itilafa düşülmeyecek, herhangi bir algı hatasına meydan vermeyecek şekilde Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği düzenlenmeli.
8.b. Özel Eğitim Programı; Öğrencilerin Özür durumuna göre, ayrı ayrı planlanmalı.
9.PROBLEM
Eğitim Uygulama okulları,OÇEM’ler,Özel Eğitim sınıflarında eğitim vermekte olan öğretmenler tarafından aynı il bünyesinde bulunan okullarda bile farklı farklı ders plan ve programlarının yapılması ve uygulanması sonucu oluşan karmaşıklık.
9. ÇÖZÜM ÖNERİSİ

  9.a. Milli Eğitim Bakanlığı sitesinde her okul bünyesine uygun plan örneklerinin bulundurularak ülke genelinde ortak taslağın kullanılması.
10.PROBLEM
Milli Eğitim Bakanlığı ‘e-okul’ modüllerinin Eğitim Uygulama,OÇEM ve İş Eğitim Merkezleri’ne uygun formatta olmaması.
10.ÇÖZÜM ÖNERİSİ
10.a.Eğitim uygulama okulu ve İş eğitim merkezi olarak eğitim veren kurumlarda sadece eğitim uygulama okulları girişleri yapılmaktadır.Sistemlerin okulların alanlarına uygun olarak aktifleştirilmesi,derslerin ve sistem girişlerinin zamanında uyarlanarak faaliyete açılması.
11.PROBLEM:
Özel Eğitim Kurumlarındaki Öğretmenlerin, Kendini geliştirebileceği hizmetlerin yokluğu.
11.ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
11.a. Özel Eğitim Hizmet İçi  Seminerlerinin arttırılması.
11.b. Özel Eğitim Hizmet İçi Seminerlerinin İçeriği, Özel Eğitim Öğretmenlerini mesleki yeterlilik bakımından geliştirici ve psikolojik olarak da motive edici olmalı.
11.c.Özel Eğitim kurumlarında derse giren branş öğretmenlerinin hizmetiçi eğitim ve bilgilendirici seminer çalışmalarına tabi tutulması.
   12.PROBLEM
   Rehberlik Araştırma Merkezlerinde yapılan tanımlamaların daha ayrıntılı yapılması ve test kontağı kurulamayan,grup eğitimine uygun olmayan çocukların yönlendirmelerinin yapılmasında daha sağlıklı ve çözüm getirecek planlamanın yapılması.
12.ÇÖZÜM ÖNERİSİ
12.a. Eğitim Uygulama okullarına yöneltmesi yapılan çocukların Okulların özelliğine uygun olarak yapılması.Otistik,fiziksel engelli  ya da işitme engelli bir okulun özelliği ve fiziki şartları göz önünde tutularak yöneltilmeli.Grup eğitimine uygunluğu bulunmayan ve yatağa bağımlı olan çocukların eğitim haklarının bu çocuklara uygun olan yerlere yönlendirilmesi.
12.b. Özel Eğitim okullarının bakım merkezi olarak görülmesi anlayışının yok edilmesi için;
-  İlk 1 yıl aile eğitimi ve ihtiyaç oluştuğunda peyderpey yerinde aile eğitimi mecburi hale getirilerek planlı ve etkin yapılmalı.
-  Eğitim kampus veya köy şeklinde komplike ve yaşantı şeklinde verilmeli.
-  Sırada bekleyen öğrenciler için yeni Eğitim uygulama okulları açılarak , yığılması olan okullardan bu yük alınmalı böylece eğitimde fırsat eşitliği sağlanmış olmalı.

KAYNAK:
Özgür GÜN

OECD VERİLERİNE GÖRE ÖĞRETMEN MAAŞLARI

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YILLIK KAZANÇLARININ DÜNYADAKİ DURUMU

OECD Temmuz 2013 yılında 2011 yılı verileri baz alınarak 36 ülkedeki öğretmen maaşlarının karşılaştırılması çalışmasını yayınladı.
Türkiye sıralamada 30. oldu. Türkiye”de ki öğretmenler daha aaz maaş alan ülkeler ise;
ÇEK CUMHURİYETİ
ESTONYA
MACARİSTAN
MEKSİKA
POLONYA
SLOVAKYA
Araştırmada en yüksek öğretmen maaşı açık ara farkla Lüksemburg oldu. Onu Almanya, Kanada, İngiltere izledi.

Detaylı Rapor İçin;

DERSHANE TASLAĞI NETLEŞTİ

Bakan Nabi AVCI tarafından hazırlanan dershaneler taslağı Başbakan'a sunuldu. Buna göre, anaokuluna dönüşmek isteyen dershanelere de arsa, öğrenci desteği, borç yapılandırması ve kredinin de içinde bulunduğu teşvik paketi sunulacak. Avcı, Bakanlar Kurulu'na taslak üzerine tekrar sunum yapmayacak. Taslağın son hali de Bakanlar Kurulu'nun imzasına açıldı. Bakanlar Kurulu imzaları tamamladıktan sonra tasarı TBMM'ye gönderilecek. TBMM'de de gündemin durumuna göre şubat ayı içinde ele alınması bekleniyor. Bakanlar Kurulu'na sunulan taslağın son hali de şöyle:
Etüt merkezlerine 12 yaş
Kapatılması gündeme gelen özel etüt merkezleri kapatılmayacak, fakat yaş sınırlaması getirilecek. Çalışan anne-babaları göz önüne alan Bakanlık, özel etüt merkezlerinin ücret karşılığında 12 yaşa kadar öğrenci alıp eğitim verebilmesinin önünü açacak.
Dershanelerin faaliyetlerini sona erdirmeleri için verilen süre ise 1 Eylül 2015 tarihi olarak yasa taslağında yer aldı. Dershanelerde görev yapan öğretmenler de yasayla birlikte halk eğitim merkezlerinde görevlendirilecek. 2015'ten itibaren herhangi bir özel okula dönüşemeyen dershaneler 2 yıllığına açık lise olarak eğitimlerine devam edebilecek. Böylece 2017'ye kadar tam anlamıyla dershanelerin dönüştürülmesi tamamlanmış olacak.Dershanelerin, açık lise süresinin 4 yıl olarak değiştirilmesini istediği ve bunun yine Meclis eğitim komisyonun da değiştirilebileceği öğrenildi.
Müstakillik şartı
Yasa taslağı ile birlikte özel okul olma kriterleri de yumuşatılacak. Buna göre alkollü satış yapılan mekanların eğitim kurumlarına uzaklığına yönelik hiçbir kriter aranmayacak. Dershanelerin özel okula dönüşebilmesi için 200 metrekare bahçe şartını da aramayan bakanlık, fakat dershane binalarının müstakil binada olmasını şart olarak koşacak. Ayrıca Bakanlığın özel okul olmak isteyen dershaneler, arsa tahsisi, kredi kolaylığı ve borç yapılandırması gibi tüm teşviklerden yararlanacak.
2 seçenek
Özel okula dönüşecek dershanelere sunulan ilk seçenek, boş kalan kontenjanların doldurulması olacak. Kontenjanları MEB dolduracak ve doldurduğu öğrenci kontenjanlarının eğitim bedelini de karşılayacak. İkinci seçenek ise, özel okula dönüşen kurumların ilk sınıflarındaki bütün öğrencilerin eğitim bedelini karşılamak. Bu seçeneğe göre de, özel okulların 1, 5 ve 9'uncu sınıflarına kayıt yaptıran bütün öğrencilerin masraflarını devlet karşılayacak.

Hemen dönüşene üst paket
Bir dershane son tarihi beklemeden hemen özel okula dönüşürse, bakanlık teşviklerin içindeki en üst paketi o dershaneye sunacak. Dershaneye; arsa, öğrenci desteği, borç yapılandırması ve kredinin de içinde bulunduğu en kapsamlı teşvik paketi sunulacak.

ALMAN OKUL ÖDÜLÜ-İYİ BİR OKUL İÇİN 6 KRİTER

Almanya‘nın en bilinen ve beklentisi en yüksek yarışması. Jüride yer alan uzmanlar, bilim adamları ve pedagoglar, bunda, ilk bakışta ...